FIBA Women’s Eurobasket 2001 üçüncü maç gününde Belçika karşısına çıkan Kadın Basketbol Milli Takımımız sahadan 61-63 mağlup ayrılarak üç maçta üç mağlubiyetle turnuvaya noktayı koydu. İlk maçında Slovenya’ya 47-72, ikinci maçında da Bosna Hersek’e 54-64 mağlup olan Potanın Perileri, bugün önceki iki maçtan daha iyi bir mücadele sergilese de, son çeyrekte kritik dakikalarda yaptığı basit hatalarla sahadan mağlup ayrıldı ve grup sonuncusu olarak Avrupa şampiyonasını noktaladı.

Eurobasket Women 2021 - Potanın Perileri
Eurobasket Women 2021 – Potanın Perileri (foto referans: www.fiba.basketball)

Turnuvaya elimizde olmayan şartlar nedeniyle yeterli hazırlığı yapamadan gelsek ve hazırlık maçı yapma şansımız olmasa da, Kadın Milli Takımımızın Belçika maçı dışındaki oyunu büyük hayal kırıklığı yaratırken, kadın basketbolumuzun geleceğiyle ilgili de ciddi önlemler almamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. 2000’li yıllarla birlikte yükselişe geçip Avrupa şampiyonalarında zirveye oynamayı alışkanlık haline getiren ve iki kez de olimpiyat oyunlarında çeyrek finale yükselen Potanın Perileri Nevriye Yılmaz, Işıl Alben, Birsel Vardarlı gibi oyuncuları kaybetmeleriyle birlikte eski günlerini arar oldular. 

Turnuvanın başından beri oynadığımız maçlar sonrasında, özellikle yorumlarımı yazmamayı tercih ettim. Zira takımımızın görece yeni yapılanmakta olduğunu ve bunun üzerine hazırlıklarımızın da istediğimiz ölçüde olmadığını biliyorum. Aynı zamanda turnuva sırasında da karamsar bir tablo çizmenin anlamı yoktu; fakat turnuvadan elenen ilk ülke olmamızın ardından, bir süredir sinyallerini vermekte olan tehlikenin artık iyice kapımıza dayandığı gerçeğini de görerek bazı noktaların altını çizmek ve çözüm bulunmasını beklemek de doğru olacaktır:

  • Katıldığımız son üç büyük şampiyona olan 2018 Dünya Kupası, 2019 ve 2021 Avrupa şampiyonalarında oynadığımız toplam 11 maçta sadece 2 galibiyet alabildik. Bunların biri iki takımın da hiçbir iddiası kalmayan maçta Macaristan’a karşı, diğeri ise bizden oldukça zayıf Arjantin’e karşıydı. Bu sonuçlar neticesinde bir önceki jenerasyonun mirasını kullanarak birkaç kez katılabildiğimiz olimpiyatlar ya da Dünya kupaları da yakın gelecekte ulaşılması zor bir noktaya geldi. 
  • Altyapılardan oyuncular yetişmesi gerektiğinin yer yer altı çizilse de, altyapı milli takımlarına da baktığımızda pek parlak bir tablo göremiyoruz ne yazık ki. U16 ve U20 Milli Takımımız bu yaz B kategorisinde mücadele edeceklerken, U18 Milli Takımımız zorlukla üçüncü oldukları B kategorisinden A kategorisine yükselerek bu kategoride mücadele edebilecek tek kız takımımız oldular. 
  • Yine altyapılara değinecek olursak, bu seviyedeki eğitimin de yeterliliği soru işareti yaratmakta. Zira altyapı seviyesinde fiziksel ayrıcalıklarıyla fark yaratan birçok oyuncunun, ilerleyen dönemlerde, bazı takımlarda süre alsalar bile gerekli gelişimi gösteremedikleri dikkat çekiyor. Bu oyuncuların sayısının oldukça fazla olması, sporcu eğitiminde kolayımıza gelen “gençler yeteri kadar ciddi çalışmıyor” açıklamasından öte “sporcu eğitimi kalitemize ve eğitmen yeterliliğine” de odaklanmamız gerektiğini göstermekte. 
  • İyi yabancılar getirmenin Türk oyuncuların gelişmesine fayda sağladığı çıkarımını son yıllarda birçok sporda yanlış değerlendiriyoruz. Şüphesiz ki, çıtanın yükselmesi genç oyuncularımızın da kendilerine koyduğu hedefleri yükseltecek ve ona ulaşmak için daha fazla çalışmalarını sağlayacaktır; fakat oyuncunun bençte oturarak gelişmediğini ve bu seviyede başarı için kulüp takımlarında rol almaları gerektiğini unutmamak lazım. Sayın federasyon, sayın koçlar, burada iş sizlere düşüyor. Gençlerimizin üst seviyede daha fazla süre almalarını sağlamak şart!
  • Kulüpler seviyesinde Euroleague Final-Four’larına ulaşmak, finaller görmek çok güzel. Bir yandan bu başarılar bizleri mutlu ederken, aynanın diğer yüzüne baktığımızda ise bugün yaşadığımız kara tabloyu resmediyoruz ne yazık ki. Bu gidişat değişmezse ne kulüp müsabakalarında ne de milli takımlarda Türk oyuncularla başarıdan başarıya koşacağımız günler çok da yakın gözükmüyor.
  • Olimpiyat çeyrek finalleri ve Avrupa şampiyonası finallerinden, oyun kurucularının turnike kaçırdığı, uzunlarının ribaunda çıkamadığı, yakaladığımız mismatchleri ve ikili oyunları avantaja çeviremediğimiz, rakibi eksik adamla yakaladığımızda kolayca çembere gidemediğimiz, takım halinde üç sayı çizgisi dışından çember dövdüğümüz bir takıma dönüşümümüzü sürdürüyoruz. Bu dönüşümde oyuncuyu suçlamak en kolayı; fakat onların da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını ve terlerinin son damlasına kadar savaştıklarını görüyoruz. Hatta alınan yenilgilere rağmen kapasitelerinin üzerinde oynadıklarını bile söyleyebiliriz. En üzücü nokta da bu zaten. Eğer bu mücadeleye rağmen galibiyet gelmiyorsa ya da “bu oyuncuların yerine takıma kimleri yerleştirebiliriz acaba” diye düşündüğümüzde aklımıza gelen isimler bir üst seviyede olmuyorsa, bu durumda federasyonumuzun artık şapkayı önüne koyması gerekmekte. 

FIBA Women’s Eurobasket 2021’i ilk terk eden ülke olduk. Önümüzde bir süreden beridir “geliyorum” diye bas bas bağıran ve artık sonunda gelip çatan bir başarısızlık var. Kadınlarımız ellerinden gelen tüm mücadeleyi göstermelerine, hatta her türlü olumsuzluğa rağmen bir üst tur umudunu son savunmaya kadar taşımalarına rağmen; üç maçta tek galibiyet alamadan elenmekten kurtulamadık. Şimdi bu başarısızlığı telafi edecek aksiyonları almanın zamanı. Hidayet Türkoğlu ve federasyonu daha da geç olmadan gerçek Potanın Perileri basketbolunu parkede görmek için neler yapılması gerektiğini düşünüp hareket planlarını oluşturmalılar. Gelinen bu noktada ne yazık ki onların eksiklerinin rolü büyük; fakat hala çok geç değil. Mirası tükettik, şimdi tekrar yaratma zamanı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here