Los Angeles Lakers (1) – Portland Trail Blazers (8)

Normal koşullarda 1. turdaki 1-8 eşleşmeleri çok dikkat çekmez. Fakat bu sefer durum biraz farklı. NBA Bubble sırasında sadece üç galibiyet alabilen Los Angeles Lakers’ın 9 maçın yedisini kazanarak dikkat çeken Portland Trail Blazers karşısında oldukça zorlanması mümkün gözüküyor. Bir tarafta Normal sezon MVP’si ödülünün finalistlerinden LeBron James, bir diğer tarafta da NBA Bubble MVP’si Damian Lillard. Trail Blazers Damian Lillard & CJ Mccollum ikilisinin etkisiyle oyun kurucu rotasyonunda bir adım öndeyken, pota altında da Jusuf Nurkic’in dönüşüne rağmen, Hassan Whiteside’ın mevcut blok tehdidiyle bile var olan savunma zafiyeti, Anthony Davis’in durdurulamazlığı ve Kuzma & Howard ikilisinin Bubble’daki performansları ile Lakers’ın bir adım üstün olduğunu görüyoruz. Trail Blazers’ın Hassan Whiteside’a rağmen ligin en kötü ribauntçularından biri, Lakers’ın ise ligin en çok blok yapan takımı olması da bu savı kuvvetlendiriyor. 

Jusuf Nurkic - Portland Trail Blazers - Los Angeles Lakers
Jusuf Nurkic – Portland Trail Blazers – Los Angeles Lakers (foto referans: Blazers Edge)

Kısa forvette ise iki iyi dost ve bir zamanlar birbiriyle kıyasıya karşılaştırılan iki önemli yıldız LeBron James ve Carmelo Anthony’nin mücadelesini izleyeceğiz. Zirvedeki dönemleri olsa belki farklı olurdu tabi ama her ne kadar kariyerinin bitti denildiği noktada önemli bir dönüş yapsa da şu an için Melo’nun LeBron’u durdurması pek olası gözükmüyor. Trail Blazers’ın savunmada yaşadığı sıkıntıyı da düşündüğümüzde – ki kendileri NBA’in maç başına en çok sayı yiyen 5. takımı konumundalar – genel olarak Los Angeles Lakers’ın 4-2’lik bir üstünlük yakalayacağını öngörsem de, sürprize en açık 1.tur mücadelesi olduğunu söylemek mümkün. Bu sürpriz ihtimali de Trail Blazers’ın NBA Tarihi’nde 8. sıradan gelip tur atlayan altıncı takım olmaya göz diktiğinin altını çizmemizi gerektiriyor. (Diğer beş takım için linki tıklayın)

Los Angeles Clippers (2) – Dallas Mavericks (7)

Bu sezon Los Angeles Clippers, geçen sezonun Finaller MVP’si Kawhi Leonard’ı ve Paul George’u kadroya kattıktan sonra çok da zorlamadan, oyuncularını sık sık dinlendirerek Batı Konferansı’nda 2. sırayı elde etmeyi başardı. Leonard ve George gibi iki yıldızın yanı sıra Lou Williams, Montrezl Harrell, Marcus Morris, Reggie Jackson, Patrick Beverley ve Ivica Zubac gibi pek çok iyi rol oyuncusuna da sahip olan Clippers, birebire oldukça dayalı oyunları göze pek hoş gelmese ve ender olarak tıkansa da oldukça komple bir takım görüntüsü çizmekte. Hem hücumda hem de savunmada sert ve yıldırması güç bir takım konumundalar. Durdurulması zor birebir silahları ve amansız savunmacıları ile iyi oynadıkları bir maçı rakip için cehenneme çevirme yetisine sahip olduklarını pek çok kez gösterdiler ve yetenek tavanları göz önüne alındığında NBA’in en önemli şampiyonluk adayları arasındalar. Orlando’daki bubble başladığından beri en iyi hallerinde görünmeseler ve Harrell’in büyükannesinin vefatı sebebiyle henüz tam kadro olamasalar da çok tehlikeli oldukları aşikar. NBA Play-Off’larındaki ilk görevleri de onlar için kendi durumlarını tartmak adına oldukça güzel bir test olacaktır: Luka Doncic’i durdurmak.

NBA’in yeni süper yıldızı Luka Doncic, gün geçtikçe adından daha da fazla söz ettirmeyi başarıyor. Kristaps Porzingis ile beraber Mavericks’i Batı’da 7. sıraya taşıyan Doncic, aynı zamanda bu sezon takımını ofansif ratinglere göre NBA tarihinin en iyi hücum yapan takımı haline bile getirdi. Buna rağmen takımdaki rol oyuncularının sakatlıkları ve istikrarsızlıkları, takımın başa baş geçen maçları kazanmakta yaşadığı sorunlar ve en önemlisi de savunmanın yumuşaklığı onları daha iyi bir derece elde etmekten alıkoymuş durumda.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Los Angeles Clippers’in aslında Dallas Mavericks için en ters rakip olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek. Birebirde oldukça etkili oyunculara sahip olmanın yanı sıra, Doncic’e 48 dakikanın tamamında farklı farklı oyuncularla etkili bir savunma yapabilecek kapasitedeler. Doncic de Dallas’ın bu etkili ofansif oyununu yönetebilen yegane oyuncu olduğu için Dallas adına hücumda bir tıkanıklık doğması söz konusu olabilir. Bunu iki takımın normal sezonda oynadıkları karşılaşmalarda en iyi şekilde deneyimleme fırsatı da elde ettik. Clippers bu maçları kazanırken aynı zamanda NBA’deki diğer takımların aksine, hem Doncic’e yıpratıcı bir 1-1 baskı uyguladı hem de Sloven yıldızın pas açılarını uzun wingspanleri ve aldıkları iyi positioning ile çok etkili biçimde kapattı. Bu maçlarda Doncic birebir üzerinden sayılar bulmayı başarsa da maçları ortalamalarının altında asist istatistikleri ve pek çok da top kaybıyla bitirmek durumunda kaldı. Bu noktada Dallas’ın adeta Nemesisi haline gelen Clippers ile başa baş bir mücadele ortaya koyabilmesi için sezonun ikinci yarısından itibaren eski formunu yakalayan ve Orlando’daki Bubble’da en iyi ikinci beşe seçilen Kristaps Porzingis’e büyük bir iş düşecektir. Doncic’in sıkıştığı ve fiziksel olarak yıprandığı anlarda (ki oldukça yıpranacaktır) Porzingis’in hücumdaki katkısı büyük önem kazanacaktır.

Bu sezon gördüklerimiz göz önüne alındığında Mavericks’in Clippers ile yedi maç boyunca baş etmesi oldukça zor görünüyor. Dallas’ın ofansif potansiyeli düşünüldüğünde mutlaka zevkli maçlar izleyebiliriz ve belki de Dallas 1-2 maç çalabilir ancak Clippers seriyi kazanan taraf olacaktır. Clippers’ın Orlando’daki tutuk oyunu, yüzdeli üçlük atan ve Porzingis’i etkili kullanabilen bir Mavericks ile buluşursa (Doncic’in üçlük yüzdesini bir tık artırmasını da buraya ekleyebiliriz) belki bir sürpriz ihtimali doğabilir ancak dediğimiz gibi çok da olası görünmüyor.

Denver Nuggets (3) – Utah Jazz (6)

NBA Play-Off ilk turunun en zevkli serilerinden biri Denver Nuggets – Utah Jazz serisi olacaktır. Birbirine yakın iki takımın mücadelesinde aynı zamanda merakla beklenen ikili eşleşmelere de şahit olacağız. Jamal Murray – Donovan Mitchell ve Rudy Gobert – Nikola Jokic eşleşmeleri bunlardan sadece ikisi ve öne çıkanları. Şüphesiz ki bu iki eşleşmenin de artıları eksileri var; fakat bana kalırsa bu serinin galibini X-faktörler belirleyecek ve bu anlamda Nuggets’ı bir adım önde görüyorum. 

Her ne kadar Utah Jazz’da Bogdan Bogdanovic, Jordan clarkson, Mike Conley gibi isimlerin varlığı onları her an patlayabilir bir hücum gücü gibi gösterse de (ki NBA’in en iyi üç sayı yüzdesine sahi takımı konumundalar), ligin vasat altı hücum performanslarından birine sahipler. Bunun yanında savunma performansları da antrenmanlarda savunma çalışıp çalışmadıklarını sorgulatır derecede. Sadece atarak maç kazanılır mı? Kazanılabilir tabi; fakat Denver Nuggets gibi yeri geldiğinde çok ilginç beşlerle sahaya çıkıp savunma yapabilecek bir takıma karşı oldukça zorlanarak kazanılır. 

Denver Nuggets’a baktığımızda ise Bubble başından beri sanki içine Scottie Pippen kaçmış gibi oynayan bir Michael Porter Jr. izliyoruz. Takımdaki sakatlıklardan en fazla yararlanmış isim olarak dikkat çeken uzun forvetin performansı Nuggets için ümit verici olmakla birlikte, eksik Denver’ın sahada alternatifli hücum edebilmesine olanak sağlamış durumda. Denver Nuggets gerek üçüncü hücum gücünü, gerekse X-faktörünü bulmuş durumda. Play-Off’lar sırasında Nuggets’ın sağlık durumu hep bir soru işareti olacaktır; fakat sezon içindeki 3-0’lık üstünlüğü de düşündüğümüzde bir adım önde olduklarını düşünüyorum ve 4-3 Nuggets diyorum. 

Houston Rockets (4) – Oklahoma City Thunder (5)

Ve NBA Batı Konferansı ilk turundaki son eşleşmede hücum basketboluyla bir türlü tam olarak istediği noktaya gelememiş olan bir Mike D’Antoni takımı daha görüyoruz. Geçmişte Phoenix Suns’ta da izlediğimiz “orantısız hücum” mantalitesi ve kısa beş taktiğine Rockets’ta da devam eden D’Antoni zaman zaman bundan verim alsa da, bir kez daha takım havasından uzak bir ekip kurmuş durumda. Ligin en çok üçlük, en az ikilik deneyen takımı… Ligin en çok sayı atan ikinci, en az asist yapan ikinci takımı… bu tip dengesizlikler böyle sürüp gider ve sonunda şampiyonluk hedefi çok uzaklarda kalır. bu sene de olacağı gibi. 

Seriye dönecek olursak, geçtiğimiz yıl bu dönemlerde takas edilen Chris Paul ve Russell Westbrook eşleşmesi ilginç olacaktır. Westbrook’ta ilk maça çıkmasını şüpheli yapan bir sakatlık olsa da, iki oyuncu da birbirlerine ve eski/yeni takımlarına karşı bir şeyler kanıtlamak durumunda olacaklar ki, bu çekişme şimdiden serinin önüne geçmiş durumda. Zaten Chris Paul’un yeniden yapılanmaya giden Thunder’ı getirdiği noktayı takdirle karşılasam da serinin bu ikilinin çekişmesi dışında ciddi bir rekabete tanık olacağını düşünmüyorum. Thunder Paul’un inadı, Gallinari ve Alexander’ın da çabalarıyla 1 ya da 2 maç alacaktır; fakat fazlası değil. Bu arada Luguentz Dort’tan iyi bir Play-Off performansı bekliyorum. Dengesiz ama enerjik bir genç; sadece onun performansını merak ettiğim için 2 maç kazansınlar diyorum. 4-2 Rockets…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here