Milwaukee Bucks (1) – Orlando Magic (8)

Her ne kadar iki takım da NBA Bubble’da sadece üçer galibiyet alabilseler de Doğu Konferansı’ndaki 1-8 mücadelesinin Batı kadar çekişmeli geçeceğini tahmin etmiyorum. Milwaukee Bucks Bubble’da her fırsatta as oyuncularını dinlendirip, rotasyonunu da maçlara dahil etmeye ve hazır tutmaya çalışıtı. bu as isimlerin Play-Off’lar öncesi diri kalmasını sağlarken, diğer isimlerin de yeri geldiğinde hazır olmalarını beraberinde getirdi. Fakat takımın bu dönemde normal sezondan maç başına yaklaşık +10 fazla sayı yiyerek savunma anlamında düşük viteste gitmesi ise endişe verici bir gelişme olarak istatistiklere yansıdı. Tabi Play-Off’ların havası ve yıldız oyuncuların bu maçlara yaklaşımı farklı…

Giannis Antetokounmpo - Milwaukee Bucks - Orlando Magic
Giannis Antetokounmpo – Milwaukee Bucks – Orlando Magic

Orlando Magic ise isim isim heyecan veren oyunculara sahip olsa da, basketbollarını izlemenin çok da keyifli olmadığı bir ekip. Zira ekip olmayı pek de beceremiyorlar. Ligin en kötü hücum eden, en kötü şut yüzdesine sahip, en kötü üçlük atan takımlarından.. Normal sezon performansını düşündüğümüzde, Play-Off’larda Bubble performansının üzerine çıkacağını tahmin ettiğimiz Milwaukee Bucks’ın 4-0 ile seriyi süpüreceğini tahmin etsek de, Bucks’ın üç sayı savunmasındaki zafiyeti Orlando Magic’in gününde olduğunu bir maçı dış şut perfomansıyla (ki o da Magic için bir ekstra performans demek oluyor) alabilme ihtimali düşük de olsa mevcut. Bu arada Giannis Antetokounmpo’nun rakibine yaptığı hareket nedeniyle aldığı 1 maçlık ceza ile bu olayı oldukça ucuz atlattığını ve Milwaukee Bucks’ın bu anlamda çok şanslı olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Neymiş? Demek ki, yıldızlar sadece ligimizde korunmuyormuş. 

Toronto Raptors (2) – Brooklyn Nets (7)

Son şampiyon Toronto Raptors şampiyon kadrosundan Kawhi Leonard ve Danny Green’i kaybettikten sonra bu sezonun favorileri arasında gösterilmemekteydi. Orta sıralardan Play-Off’a gireceği öngörülen Nick Nurse’ün talebeleri tüm tahminleri yanıltıp sezonu Doğu Konferansı ikincisi olarak tamamlarken, Pascal Siakam, OG Anunoby, Fred VanVleet gibi isimlerin gösterdikleri gelişim, “şampiyonluğu koruyabilecekler mi?” sorusunu akıllara getirmeye başladı. Brooklyn Nets ise NBA Bubble sırasında Caris LeVert önderliğinde hiç de fena sayılmayacak bir performans sergilese de, Kyle Lowry, Serge Ibaka ve Bubble’da formda gözüken Marc Gasol’ün varlıkları ve NBA’in en iyi defansı olduklarını da dikkate aldığımızda bu serinin ağır favorisinin Toronto Raptors olduğunu görüyoruz. Brooklyn Nets Milwaukee Bucks karşısında sekiz eksikle kazanıp her an her şeyi yapabileceğini gösterse de, Toronto Raptors 4-0 ile rakibini süpürecektir muhtemelen.  

Boston Celtics (3) – Philadelphia 76ers (6)

Philadelphia 76ers, belki de Process dönemlerinden bu yana NBA’in en çok tartışılan, en karmaşık takımlarının zirvesinde yer alıyor. Yıllardan beri süregelen Joel Embiid – Ben Simmons uyumu, Simmons’ın şutu, Brett Brown’ın koçluk yeteneği gibi tartışmaların üzerine bu sezon bir de Tobias Harris ve Al Horford’a verilen maximum kontratlar hakkındaki tartışmaları eklediler ve sezonu bir kez daha kaynayan bir kazan gibi geçirdiler. İnanılmaz raddelere ulaşan spacing problemi, oynanamayan hücum setleri ve sakatlıklar derken sezon içinde Furkan Korkmaz ve Shake Milton dahi zaman zaman kurtarıcı rollerine büründüler. Al Horford’un benche çekileceği haberlerinin ardından Bubble’a yine büyük umutlarla gelen 76ers, Ben Simmons’ın sakatlık haberiyle beraber tekrardan bir umutsuzluğa büründü. Simmons varken dahi kırmızı bayrak veren 76ers’ın, onun yokluğunda Celtics’in tıkır tıkır işleyen düzenine karşı nasıl bir yanıt verebileceği oldukça meçhul.

Kemba Walker, Gordon Hayward, Jaylen Brown ve Jayson Tatum gibi oldukça önemli silahlara sahip olan Celtics’i hali hazırda tekleyen ve Embiid’in sorunlu ya da istikrarsız sayılabilecek karar mekanizmasına tamamen bağlı olan hücum gücüyle yakalamak 76ers için zaten yeteri kadar güç olacakken, savunmada Simmons’ın eksikliği de büyük bir soru işareti yaratıyor. Savunmasıyla dikkat çeken çaylak Matisse Thybulle’un önemli süreler alacağını öngörmek çok zor olmasa da gerçekçi olmak gerekirse 76ers’ın bu formülle Celtics’i mağlup etmesi çok ama çok zor görünüyor. Boston Celtics cephesinde ise sezon boyunca zaman zaman Walker ve Tatum’un maçtan kopabildiklerine şahit olduk. Bu ikili kendi oyunlarını oynadıkları sürece Celtics’i takım halinde durdurmak 76ers için bir hayli zor olacaktır ve Brad Stevens da 76ers’ın ne olduğu belirsiz ofansif oyununun takımına zarar vermesine izin vermeyecektir. Açıkçası her şey göz önüne alındığında 76ers’in Embiid’in inanılmaz performanslar sergilemediği herhangi bir maçı kazanması büyük bir sürpriz olacaktır. 4-1 Celtics diyoruz. 

Indiana Pacers (4) – Miami Heat (5)

Miami Heat Jimmy Butler’ın önderliğinde, bu sezon büyük bir çıkış yakalayan Bam Adebayo’nun pota altındaki etkinliği ve Kendrick Nunn, Duncan Robinson, Tyler Herro gibi gençlerin beklentilerin üzerine çıkan performanslarıyla iyi bir hava yakaladı. Kendrick Nunn’ın son maçlardaki düşüşü Butler üzerindeki baskıyı artırsa da, kenardan gelen Goran Dragic’in katkıları – ki kendisi sezon içinde altıncı adam görevini layığıyla yerine getirdi – Heat’i halen heyecan verici bir takım olarak görmemizi sağlıyor. Meyers Leonard ve hangi takımda oynarsa oynasın bir türlü ısınamadığım, fakat Bubble’da leblebi gibi üçlü atan Jae Crowder’ı ilk beşinde bulunduran bir takım için fazla bile başarılılar. Son maçlardaki performansları ve özellikle kısa rotasyonunun genişliğiyle bu basketbollarını Play-Off’a da taşıyacaklardır. 

NBA Bubble’ın dikkat çeken takımlarından Indiana Pacers ise henüz %100 performansına ulaşmamış olsa da Victor Oladipo ve Bubble’ın en çok dikkat çeken isimlerin T.J.Warren’ın önderliğinde oldukça formda. Sekiz maçlık geri dönüş öncesi sorulsa kesinlikle 4-1 ya da 4-2 Miami Heat lehine yorum yapacağım bu eşleşmenin bu kez yedinci maçı görebileceğini düşünüyorum. Pacers şüphesiz ki bu seride Domantas Sabonis’i pota altında çok arayacak. Zira Jeremy Lamb’in de yokluğu düşünülürse bu sezon hiç de fena bir performans sergilemeyen Malcom Brogdon’un varlığına rağmen, çok da alternatifli bir rotasyonları olduğu söylenemez. Miami Heat’in hücum potansiyeli ve alternatiflerini düşündüğümüzde, Warren ya da Oladipo’nun seri boyunca istikrarlı bir şekilde yüzde yüzünü veremedikleri durumda dört galibiyete ilk ulaşan takım Miami Heat olacaktır.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here